<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168</id><updated>2011-11-27T15:48:18.871-08:00</updated><category term='İLİŞKİLER'/><category term='AŞK'/><category term='SAĞLIK'/><category term='EVLİLİK'/><category term='BESLEME'/><category term='MAKYAJ'/><category term='MUTFAK'/><category term='FAYDALI BİLGİLER'/><category term='GÜZELLİK'/><category term='VİTAMİN REHBERİ'/><title type='text'>KADININ EL KİTABI</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-7470245024996234040</id><published>2008-06-24T10:31:00.000-07:00</published><updated>2008-06-24T10:37:22.405-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BESLEME'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VİTAMİN REHBERİ'/><title type='text'>RUH HALİNİZE GÖRE BESLENİN</title><content type='html'>Beynimiz vücudumuzun kucuk bir bolumunu olustursa da, yiyeceklerle alinan enerjinin yuzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algilama yetenegimizi arttirir, daha verimli yapar, daha hizli dusunmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi saglar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;BELLEK&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;HAVUC:&lt;/span&gt; Hatirlama yetenegimizi arttirir, cunku havuc beyin metabolizmasini canlandirir. Bir sey ezberlerken bir ufak tabak sivi yagli havuc salatasi yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;ANANAS:&lt;/span&gt; Tiyatro sanatcilarinin ve muzisyenlerin ihtiyaci olan bir meyvedir. Ornegin uzun bir metin ezberleyebilmek icin fazla miktarda C vitaminine ihtiyac vardir. Ayrica onemli bir eser halinde element olan mangan icerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;AVOKADO:&lt;/span&gt; Kisa sureli bellek icindir (Ornegin alisveris listesini yaparken). Fazla miktarda yag asidi icerir. Yarim avokado yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;MUTLULUK&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;KIRMIZI BIBER:&lt;/span&gt; Ne kadar aci olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vucudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgilanmasini hareketlendirir. En iyisi cig yenmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;CILEK:&lt;/span&gt; Stresi giderir. Lifli maddesi mutluluk verir. Dozu en az 150 gram.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;MUZ:&lt;/span&gt; Sirri serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olmasi icin ihtiyaci vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;OGRENME&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;LAHANA:&lt;/span&gt; Sinirliligi giderir (tiroit bezlerinin aktivitesini yavaslattigi icin). Daha stressiz ogrenilir (ornegin sinav oncesi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;LIMON:&lt;/span&gt; C vitamininden dolayi canlandirir, algilama yetenegini artirir. Dil ogrenme kursundan once 1 bardak limon suyu icin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;YABAN MERSINI:&lt;/span&gt; Uzun sureli bir ogrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanladaha iyi beslenmesini saglar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;DIKKAT VERME&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;KARIDES:&lt;/span&gt; Beyin besinidir. Vucuda onemli omega 3 yag asitleri saglar. Dikkat verme suresini daha uzatir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;SOGAN:&lt;/span&gt; Asiri yipranmaya, fiziksel yorgunluga karsi. Kani sulandirir, beyin oksijeni daha iyi alir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;CEVIZ, FINDIK, FISTIK:&lt;/span&gt; Konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarinda, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin olusumunu hareketlendirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;YARATICILIK&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;ZENCEFIL:&lt;/span&gt; Icerdigi maddeler beynin yeni fikirler uretmesini saglar. Kan sulandigi icin vucutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;KIMYON:&lt;/span&gt; Insanin aklina birden bir fikir getirtir. Icerdigi ucucu yaglar butun sinir sistemini uyarir, ancak yaratici dusunce sartiyla. Aniden bir fikre, bir bulusa ihtiyaci olan kimyon cayi icmelidir (bir fincana iki tatli kasigi dolusu kimyonla).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;STRESE KARSI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Gerginsek ne yapariz? Bir fincan kahve veya bir kola iceriz. Bu da yetmezse cikolata ve hamburger yeriz. Boylece daha fazla strese gireriz. Besleyici maddelerin eksIkligi, cok miktarda kafein ve seker sinirleri iyice bozar dahasi vucudun savunma sistemini, direncini zayiflatir. Dogru bir beslenme stresli zamanlarin ustesinden gelmemizde bize yardimci olacaktir. Bunun icin de yanlis aliskanliklarimizi degistirmemiz gerekecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;KAHVALTI ONEMLiDiR&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kahvalti etmeden disari cikmayin. Sabahlari enerji depomuz bostur,beynin akaryakiti yoktur. Bu yuzden yataktan kalkinca biraz hassas, alingan, sinirli ve dikkatsiz olmamiza sasirmamali. Okul cocuklari ile yapilan bir arastirmada iyi bir kahvalti edenlerin daha verimli olduklari ortaya cikmistir. Kahvaltida karbonhidrat ile protein dogru bir karisimdir.Ornegin kepek veya cavdar ekmegi ile peynir veya yulaf ezmesi ile meyve veya yogurt. Kahveyi azaltin. Sabahlari bir iki fincan kahve uyku sersemliginizi gidermede yardimci olur. Fazlasi ise sadece kalp carpintisina ve huzursuzluga, daha sonralari da uykusuzluga yol acmakla kalmayip hassas insanlarda korkuya ve endiseye de neden olur. Kolali ickiler de kafeinicerir.&lt;br /&gt;Cikolata yerine meyve yiyin. Arada bir yenen cikolataya bir diyecegimiz yok. Fakat fazla miktarda seker kan sekerini altust eder. Seker miktari once artar, sonra hemen duser. Sonucta yorgunluk ve tatlilara karsi istek ortaya cikar. Buna karsilik meyve veya kepek, cavdar urunleri organizma tarafindan daha yavas enerjiye donusturulur, kan sekerinin dengesi bozulmaz.&lt;br /&gt;Sik sIk bir seyler atistirin. Buyuk porsiyonlu ve yagli yemekler hemen hemen uyku ilaci etkisi yapar. Fazla yag ayrica bagisIklik sistemini zayiflatir. Fakat gunde bir cok defa yenen birkac lokmalik bir sey enerjiyi ayni duzeyde tutar.&lt;br /&gt;Alkolun olumsuz etkisi. Cok fazla alkol acisini ertesi sabah sadece bas agrisi ile degil, unutkan ve dikkatsiz olmakla cikarir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;SiNiR BESiNLERi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Onemli anti-stres maddeleri mineral olarak kalsiyum (sut urunlerinde, yesil sebzelerde) ve magnezyumdur (kepek, cavdar, baklagiller, bal kabagi ve aycicegi cekirdegi). B vitaminleri grubu ayni zamanda sinir vitaminleri olarak adlandirilir. B vitaminleri ette, balikta, kepek cavdar urunlerinde ve koyu yesil sebzelerde bulunur. Sunu da aklinizdan cikarmamalisiniz; stres vitaminlere ve minerallere olan ihtiyaci arttirir. Bunun stratejisi sudur: bol miktarda antioksidan vitaminler, yani C, E, beta-karotin vitaminleri ve selen. Pratik olarak bunun anlami: Gunde bes kere ufak porsiyonlar halinde meyve veya sebze, her gun zeytinyagi soslu salata ve yulaf ezmesi veya kepek ya da cavdar ekmegi yemektir. Selen kepek ve cavdarin disinda balikta da bulunur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-7470245024996234040?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/7470245024996234040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=7470245024996234040' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7470245024996234040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7470245024996234040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2008/06/ruh-halinize-gre-beslenin.html' title='RUH HALİNİZE GÖRE BESLENİN'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-8880539097078250075</id><published>2008-06-24T10:28:00.000-07:00</published><updated>2008-06-24T10:31:00.821-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VİTAMİN REHBERİ'/><title type='text'>VİTAMİN REHBERİ (3)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;40-50'Lİ YAŞLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beslenmenize özen gösterin&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PSİKOLOJİ: Zaman hızla akıp gitti, değil mi? Bir de baktınız ki 40'lı yaşlara gelmişsiniz! Üstelik hâlâ çok gençsiniz ve istediklerinizi yapabilirsiniz. Hayata daha pozitif bakmak için meditasyon ve yoga yapın. Ayrıca kitap okumanın hücreleri canlandırdığını, ezber çalışmasının da beyninizde adeta jogging etkisi yarattığını biliyor muydunuz? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;BESLENME VE VİTAMİNLER: Katı yağlardan ve kırmızı etten kaçının. Osteoporozdan korunmak için bol miktarda yeşillik ve kalsiyum içerikli vitaminler tüketin. Bu yaşlarda takviyeye ihtiyacınız var. Bunlar; C vitamini, E vitamini betakaroten, selenyum, koenzim Q - 10, üzüm çekirdeği ekstresi, sarmısak, omega 3 yağ asitleri gibi maddeler.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HORMONLAR: Modern bir kadın olarak, menopoz sonrası eksilen kadınlık hormonları östrojen ve progesteron'un takviyesine yabancı değilsiniz; yani Hormon Replasman Tedavisi'ne (HRT). Bu tedavinin amacı, östrojen ve progesteron kaybı nedeniyle oluşan kalp krizi ve osteoporoz riskini azaltmak, estetik açıdan yaşlanmanızı engellemek ve duygusal sorunlarınızın giderilmesine yardımcı olmak. Tabii ki HRT almak için mutlaka doktor gözetiminde olmalısınız. Olası göğüs kanseri riskine karşı her yıl mamografi çektirin. Her yıl düzenli olarak check-up'tan geçin.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; SPOR: Siz, bilinçli bir Formsante okurusunuz ve 'Bu yaştan sonra spor yapılır mı?' düşüncesinin ne denli yanlış olduğunu biliyorsunuz. Sağlıklı yaşam ve kilo vermek için en iyi egzersiz, aerobik tarzda, yani vücuda oksijen kazandıran egzersizler. Uzmanlara göre, herkesin rahatlıkla uygulayabileceği en iyi egzersiz, yürüyüş yapmak! Dolayısıyla haftanın 5 günü yarımşar saat yürüyün.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-8880539097078250075?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/8880539097078250075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=8880539097078250075' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/8880539097078250075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/8880539097078250075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2008/06/vitamin-rehberi-3.html' title='VİTAMİN REHBERİ (3)'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-7383116552826290858</id><published>2008-05-24T10:13:00.000-07:00</published><updated>2008-05-24T10:17:00.745-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VİTAMİN REHBERİ'/><title type='text'>Vitamin Rehberi (2)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;30-40'LI YAŞLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hormonlara dikkat! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;PSİKOLOJİ:&lt;/span&gt; Soluk alacak zamanınız yok... Öyle ya, bir an önce kariyer sahibi olmalısınız! Ancak unutmayın ki, başarısızlık korkusu ve stres, zamanından önce yaşlanmanın en önemli faktörleri. O halde, kendinize zaman ayırın. Unutmayın, kendinize ayıracağınız zaman, stres nedeniyle yükselen kortizol değerlerinizin düşmesini de sağlar. (Kortizol, hücrelere ve metabolizmaya zarar vererek yaşlanmayı hızlandıran bir hormon.) Bunun en iyi yolu, zihin, beden ve ruhun bütünleşmesini sağlayan yoga ve meditasyon yapmak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;BESLENME VE VİTAMİNLER:&lt;/span&gt; Kırmızı eti haftada bir iki kez tüketmenizde bir sakınca yok; tabii yağsız bölgelerini! Besinlerde kilo aldıran unsur, ölçüsüz yenen yağlı yiyecekler ve basit şekerli gıdalardır. Ancak yağı tamamen kesmeniz veya çok azaltmanız da doğru değil. Tercihiniz zeytin yağı olmalı ve mümkünse pişirmeden tüketmelisiniz. Şeker kullanımını da önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. En önemlisi de hücrelerinizi serbest radikallerin zararlarından korumak için günde en az 5 kez sebze ve meyve yemeyi ihmal etmeyin! Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ ya da az pişmiş olarak yiyin. Çünkü sebzeler pişirildiklerinde vitamin değerlerini yüzde 20 - 80 oranında kaybediyorlar. Brokoli, maydanoz ve su teresi sadece aklınızda değil, aynı zamanda sofranızda da bulunsun! Bu sebzeler, vücudunuzu toksinlerden arındıran etkiye sahip. Mutlaka kalsiyum içeriği yüksek olan gıdaları tüketmelisiniz eğer yapamıyorsanız kalsiyum içeren vitamin takviyeleri de kullanabilirsiniz. Eğer spor yapıyor ya da yoğun stres ortamında çalışıyorsanız, vücudunuzun halsiz kalmaması ve yıpranmaması için C ve E vitamini içeren multivitamin takviye edin; tabii bir sağlık uzmanına danışarak!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;HORMONLAR:&lt;/span&gt; 30'lu yaşlardan itibaren vücudumuz bir yandan serbest radikallerle başetmeye çalışırken diğer yandan yavaş yavaş başka bir olumsuzluk ortaya çıkıyor; hormon seviyesinin düşmesi! Bu yaşlarda, vücudumuzdaki çeşitli bezlerden salgılanan ve etkilerini çeşitli organlarla, sistemler üzerinde gösteren hormonlarımız, 30 yaşından sonra azalmaya başlıyor. Bu hormonlardan en önemlisi, 'büyüme hormonu'. Büyüme hormonunun azalması, diğer hormonların da azalmasına ve organların iyi çalışamamasına neden oluyor. Ancak azalan hormonları yerine koymak için hemen hormon takviyesi gerekmiyor çünkü uzun süreli hormon kullanımlarının sonuçları hakkında hala net bilgiler yok bu nedenle öncelikle doğal yöntemler deneniyor. Örneğin; bazı günler akşam yemeklerini atlayarak, kas çalışmaları yaparak, ideal kilonuza ulaşarak, belirli bazı besinler ve vitamin takviyelerine öncelik vererek büyüme hormonunun seviyesini artırabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;SPOR:&lt;/span&gt; Egzersizlerin olumlu etkilerini görebilmeniz için haftada en az 5 gün uygulamaya özen gösterin. Tabii spor yapmaya başlamadan önce mutlaka uzmanından bilgi almayı da ihmal etmeyin. Unutmayın, amacınız, aslında kilo vermek değil, yağ kilolarını kaybetmek. Yani kas kaybetmek değil, yağ kaybetmek. Her iki günde bir yarım saat ya da 45 dakika jogging yapabilirsiniz. Hafta sonları da iki saat bisiklete binebilir, yüzebilir, dans edebilir ya da yine jogging yapabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-7383116552826290858?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/7383116552826290858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=7383116552826290858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7383116552826290858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7383116552826290858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2008/05/vitamin-rehberi-2.html' title='Vitamin Rehberi (2)'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-9193375915735124894</id><published>2008-05-21T08:56:00.000-07:00</published><updated>2008-05-21T09:04:37.251-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VİTAMİN REHBERİ'/><title type='text'>Vitamin Rehberi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SDRGzuUjUeI/AAAAAAAAAI4/2_X0FqYDTok/s1600-h/imperiaflex_0_11_0.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202861323941269986" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SDRGzuUjUeI/AAAAAAAAAI4/2_X0FqYDTok/s320/imperiaflex_0_11_0.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca genç kalmak için...Hangi yaşta ne yapmalı?&lt;br /&gt;Serbest radikaller, hormonların azalması ve sağlıksız yaşam. Sağlıklı bir yaşlılık için bu üç faktöre karşı savaş açmanız gerekiyor. Özellikle beslenme şeklinizde yapacağınız değişiklikler ve vitamin desteğiyle biyolojik yaşınızı değiştirmeniz mümkün.. Tabii spor yapmayı da ihmal etmeyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;20-30'LU YAŞLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir gelecek için önleminizi alın&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;PSİKOLOJİ:&lt;/span&gt; Hayat şimdi başlıyor! Eğlenmek ve hızlı bir tempoda yaşamak elbette sizin hakkınız! Ancak 20 - 30'lu yaşların, ileride oluşabilecek sağlık sorunlarının temelini oluşturduğunu da unutmayın! Dolayısıyla bu yaşlarda ideal kilonuzu koruyun, sigara içmeyin ve aşırı alkol almayın! Yani genç kalmak için sağlıklı yaşamdan vazgeçmeyin!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;BESLENME VE VİTAMİNLER:&lt;/span&gt; İstediğiniz her türlü besini rahatlıkla yiyebileceğiniz yaştasınız. Ancak ileride herhangi bir sağlık problemiyle karşılaşmamak ve gençliğinizi korumak için dengeli beslenin. Serbest radikal denilen zararlı maddeler vücudumuzda yavaş yavaş hasarlara neden olmaya başlıyor bu nedenle uzmanlar antioksidanlara bu yaşlarda da ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca doğurganlık yaşına gelmiş tüm kadınların folik asit takviyesine başlamasını tavsiye ediyorlar. Günlük kalori ihtiyacının yüzde 55 - 65'inin karbonhidratlardan, yüzde 20 - 30'unun yağlardan ve yüzde 20 - 25'inin proteinlerden alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ancak partide zayıf görünmek ya da son anda karar verdiğiniz tatilde bikininizi giyebilmek için şok diyetler uygulamaktan kaçının. Çünkü sıkı uyguladığınız diyeti bıraktığınızda, yağ depolama mekanizması daha da hızlı çalışarak bulabildiği tüm fazla kalorileri yağa çevirir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;HORMONLAR:&lt;/span&gt; Testosteron ve kortizol gibi hormonlar, bilgi aktarımını sağlayan 'ileti' maddeleridir. Vücudumuzdaki çeşitli bezlerden salgılanan bu hormonlar, kan dolaşımı aracılığıyla organlara ulaşıyor ve orada biyokimyasal reaksiyonlar oluşturuyor. Örneğin; stres gibi! Bu yaşlarda vücudunuz yeterli miktarda hormon salgılayabiliyor. Ancak 30 yaşını geçtikten sonra hormon salgılanmasında azalma görülüyor! Bunun sonucunda stres katsayısı artıyor ve vücudunuz serbest radikallere karşı etkin bir koruma sağlayamıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;SPOR:&lt;/span&gt; Bu yaşlarda kazanacağınız 'güç', biyolojik yaşınızın temelini oluşturacak. Dolayısıyla her gün spor yaparak 'kemik' ve 'kas' kitlesini güçlendirmeye özen gösterin. Genç kalmanın ve sağlıklı yaşamanın yolu, düzenli olarak spor yapmaktan geçiyor. Çünkü egzersizler, büyüme hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Sporu abartmak ise tam tersine yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Uzmanlara göre; vücudumuza oksijen kazandıran, belirli bir sürede ve devamlılıkta yapılan, büyük kas gruplarını çalıştıran, nabzı hafif derecede yükselten ve sizi nefes nefese bırakmayan "aerobik " türü egzersizler yarar sağlıyor. Danstan yüzmeye, stepten bisiklete kadar pek çok sporu yapabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-9193375915735124894?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/9193375915735124894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=9193375915735124894' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/9193375915735124894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/9193375915735124894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2008/05/vitamin-rehberi.html' title='Vitamin Rehberi'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SDRGzuUjUeI/AAAAAAAAAI4/2_X0FqYDTok/s72-c/imperiaflex_0_11_0.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-6216356357814007425</id><published>2008-05-03T13:45:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T13:57:50.561-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Her Kadın Güzeldir !</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SBzPkmUZO1I/AAAAAAAAAIw/M1v0ZzenEbM/s1600-h/211546makyajb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196256297747037010" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SBzPkmUZO1I/AAAAAAAAAIw/M1v0ZzenEbM/s320/211546makyajb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hanımlar farklı görünmemizi sağlayacak 4 öneri.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Yüzünüze ve yaşam stilinize en fazla uyan saç kesimini bulun&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;En uygun saç kesimi için tabii ki, yüzünüze ne kadar uyduğunu belirlemek önemli. Ama burada kuaförlerin atlanmaması gereken bir tavsiyesi var; o kesim size çok uysa bile, yaşam tarzınıza uymayabilir. Örneğin sabahları çok uğraşmanızı ya da neredeyse her gün fön çektirmenizi gerektirebilir. İşte bu nedenle saçlarınızı kestirirken gerçekçi olun ve yüzünüz kadar yaşam şeklinizi de göz önünde bulundurun. Kuaförlerin, bu konudaki bir başka tavsiyesi de zamanı kısıtlı olan kadınların katlı kesimden şaşmamaları özellikle de saçları düzse... Böylece sadece hacim veren bir köpük sürerek ve kurutarak harika görünebilirler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Doğru fırça ve aplikatörü seçin... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Allık ya da pudra sürmek için sadece onların ambalajlarından çıkan minik fırçaları kullanıyorsanız, bu makyajınızı hiçbir zaman "tam kapasite" yapamadığınız anlamına gelir. İşte o nedenle makyözlerin önerisi, çantanızda mutlaka büyük boy, profesyonel bir fırça bulundurmanız ve onu sık sık kullanmanız. Farkı fark edeceksiniz! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bronzlaşın; bu her zaman işe yarar&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki güneşin ışınlarıyla değil! Bronz görünmek her zaman sizi en güzel halinize ulaştırmak için etkili bir yol olsa da, yine de güneşin zararlı etkileriyle cildinizin sağlığını riske etmeye değmez. Üstelik "sahte" bronzluk için yararlanacağınız o kadar çok ürün var ki! Allıklar, pudralar ve otobronzan kremler size muhteşem bir bronzluk ve bunun yanında daha canlı ve genç bir görünüm armağan etmek için sıradalar. Uzmanların, bu konudaki tavsiyesi ise her zaman teninizden sadece bir ton koyu bronz ürün seçmeniz, yani aşırıya kaçmamanız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Güneş koruyucunuz olmadan asla dışarı bir adım bile atmayın&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yazının başında, önerilerimizin sizi bugün ve 10 yıl boyunca güzel kılacağını ifade etmiştik. İşte bu önerimiz, önünüzdeki 10 yılı güzel geçirmenizi garantileyecek olanlardan. Dermatoloji uzmanları, yaz kış güneş koruyucu krem kullanmanın bir alışkanlık haline gelmesi konusunda hem fikir. Bizim tavsiyemiz ise, hem banyonuzda - örneğin saç fırçanızın hemen yanında- hem de çantanızda bir tane bulundurmanız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.formsante.com.tr/"&gt;Formsante Dergisi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-6216356357814007425?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/6216356357814007425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=6216356357814007425' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/6216356357814007425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/6216356357814007425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2008/05/her-kadn-gzeldir.html' title='Her Kadın Güzeldir !'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/SBzPkmUZO1I/AAAAAAAAAIw/M1v0ZzenEbM/s72-c/211546makyajb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-3421844990622058854</id><published>2007-11-18T01:42:00.000-08:00</published><updated>2007-11-18T01:45:53.576-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Yüksek topuklu ayakkabıların çekiciliği....</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/R0AJN7lQKXI/AAAAAAAAAGU/P7DGNO-l7M8/s1600-h/131013sho-b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5134113710139255154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/R0AJN7lQKXI/AAAAAAAAAGU/P7DGNO-l7M8/s200/131013sho-b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kadınlardaki yüksek topuk tutkusunun bedelini ayaklar öder. Kemik çıkıntılarından, nasıra, ağrıdan parmaklardaki şekil bozukluklarına kadar pek çok sorun çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayağınızı yüksek topuk hasarından korumak için beş öneri :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1- Ayağınıza en iyi uyan ayakkabıları alın. Ayakkabıyı denerken yüksek topuk nedeniyle ayağınızın ne kadar öne kaydığına dikkat edin. Eğer ayakkabıyı giydiğinizde topuğunuzun arkasında işaret parmağınızın rahatlıkla sığacağı kadar boşluk kalıyorsa, ayağınız fazlasıyla öne kaymıştır ve o ayakkabı ayağınıza iyi uymuyordur.&lt;br /&gt;2- Ayak tabanınızda ağrı varsa ayakkabının içine ortopedik tam bir tabanlık yerleştirin veya topuklu ayakkabılarla uzun süre ayakta duruyorsanız, ayakkabının ön tarafına konulan silikon metatars yastıkçıkları kullanın. Bunlar mükemmel bir amortisördür, sizi hem rahatlatır, hem de kısmen korur.&lt;br /&gt;3- Denge için kalın topukları seçin. Ayakkabının topuğu ne kadar kalınsa dengeniz daha iyi olacaktır ve vücudun yükü ayak üzerine daha eşit biçimde dağılacaktır. Her gün farklı yükseklikte topuklu ayakkabı giyilmesi de, yukarı da bahsettiğim ail tendonuyla ilgili sorunları azaltacaktır.&lt;br /&gt;4- Ayakkabının ''eğimine'' dikkat edin. Öne doğru eğimi daha hafif olan ayakkabılar daha az ağrıya neden olur.5- Parmaklarda nasır oluşmasını önlemek için, parmakları açıkta bırakan yüksek topuklu ayakkabıları tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayak sağlığı uzmanına görünün&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarınızı hem nasırlar, hem de diğer oluşumlar nedeniyle arada bir ayak sağlığı uzmanına gösterin, önerilerini alın. Gerekirse önleyici taban veya yastıkçıklar kullanın. Devam eden bir rahatsızlığınız veya şikâyetiniz varsa zaman kaybetmeden bir ortopedi uzmanına muayene olun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-3421844990622058854?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/3421844990622058854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=3421844990622058854' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/3421844990622058854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/3421844990622058854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/11/yksek-topuklu-ayakkablarn-ekicilii.html' title='Yüksek topuklu ayakkabıların çekiciliği....'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/R0AJN7lQKXI/AAAAAAAAAGU/P7DGNO-l7M8/s72-c/131013sho-b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-1194876291911326014</id><published>2007-11-13T22:16:00.000-08:00</published><updated>2007-11-13T22:23:57.828-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Kahvenin faydaları ve zararları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RzqTkOzE7UI/AAAAAAAAAGE/0dTPeA0gP7M/s1600-h/131145cofe-b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5132576975999003970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RzqTkOzE7UI/AAAAAAAAAGE/0dTPeA0gP7M/s400/131145cofe-b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Zararları:&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Yüksek tansiyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Kalp &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Mide&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincanı geçmemeleri gerekiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Şeker hastalığı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Su kaybı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Doğurganlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hamilelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Faydaları:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kahve zararı kadar yararının olmasıyla oldukça kafa karıştırıyor. Örneğin; yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Cilt&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;ABD'de yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Safra taşları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.&lt;br /&gt;Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Parkinson&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla beraber menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini arttırmakta... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Karaciğer&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/tavsiye/webmail.asp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://saglik.milliyet.com.tr/print.asp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;Milliyet Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-1194876291911326014?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/1194876291911326014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=1194876291911326014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/1194876291911326014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/1194876291911326014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/11/kahvenin-faydalar-ve-zararlar.html' title='Kahvenin faydaları ve zararları'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RzqTkOzE7UI/AAAAAAAAAGE/0dTPeA0gP7M/s72-c/131145cofe-b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-405235627891746439</id><published>2007-11-11T23:33:00.000-08:00</published><updated>2007-11-11T23:44:17.432-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Yeterli folik asit alıyor musunuz?</title><content type='html'>Folik asit, vücudun birçok farklı sistemi için çok önemli görevleri olan bir vitamin. Özellikle öncesinde ve gebelik süresince folik asit desteği çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Folik asit nedir? Aslında çok alışıldık bir isim olmasa da ''asit'' olarak ifade edilse de folik asit, bir vitaminin ismi. Bu vitaminin vücudun birçok farklı sistemi için çok önemli görevleri var.Folik asit yetersizliğinde büyüme geriliği, üreme güçlüğü ve anemi (kansızlık) görülür. Folik asitten yetersiz beslenen anne adaylarının bebeklerinde ''sinir tüp bozukluğu'' hastalığı (nöral tüp defekti) görülebilmektedir. Gebelik öncesinden itibaren, gebelik süresince folik asit desteği alınması önemlidir.&lt;br /&gt;Folik asitten yetersiz beslenen insanların kan homosistein düzeyinin yüksek olduğu, bunun da koroner kalp hastalığı için risk oluşturduğu bildirilmiştir. Bu gruptaki kişiler de dışardan takviye olarak folik asit alabilir. Folik asit yardımcı enzimi, kan hücrelerinin yapımı ve hücre çoğalması için gereklidir. Ayrıca, bağışıklık sisteminde lenfositlerin işlevleri ve antikor oluşumu için de folik asit eksikliğinin bulunmaması önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isı etkisiyle kolay parçalanır&lt;br /&gt;Folik asit düzeyi düşük kişilerde, dedresyona benzer belirtiler görülebilmektedir. Serotonin hormonu yetersiz olan kişilerin, aynı zamanda folik asit düzeylerinde de düşüklük görülür. Bu hastaların diyetine folik asit eklendiği zaman ise hem serotonin düzeyleri yükselir, hem de psikolojik durumlarında düzelme olur.Folik asit, ısı etkisiyle kolayca parçalanır. Sulu ısıda parçalanma, kuru ısıdan daha çoktur. Isının artması ve ısıtma süresinin uzaması, vitamin kaybını artırır. Aynı şekilde, pişirme suyunun miktarı fazlalaştıkça vitamin kaybı artar. Pişirme suyunun atılması da önemli bir vitamin kaybı sebebidir. Folik asit, ışığa ve oksidasyona da duyarlıdır.&lt;br /&gt;Günlük folik asit gereksinimi; kadın ve erkek için 400 mikrogram (mcg), gebelik dönemi için 600 mcg ve emzirme dönemi için 500 mcg’dır. Marul, ıspanak, kuşkonmaz, şalgam, dana ciğeri, maydanoz, lahana, brokoli, portakal, yeşillikler, karnabahar, pancar ve mercimek folik asidin kaynaklarındandır.Folik asit nasıl pişirilir, saklanır veya işlenir? Pişirmeyle yaklaşık olarak folik asidin yüzde 40’ında kayıp söz konusudur. İşlenmiş tahıllarda ve unda yaklaşık yüzde 70 oranında kayıptan söz edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hangi belirtiler yüksek folat içeren besinlerinden almaya ihtiyaç duyulduğunu gösterir? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlilik, huzursuzluk&lt;br /&gt;Unutkanlık, karışıklık veya zihinsel yorgunluk&lt;br /&gt;Depresyon&lt;br /&gt;Uykusuzluk&lt;br /&gt;Kas yorgunluğu&lt;br /&gt;Diş eti iltihabı veya periodontal hastalıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Bazı besinlerin yenebilen kısımlarının ortalama folik asit değerleri (mcg/100 g)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaciğer 276&lt;br /&gt;Kuru fasulye 125&lt;br /&gt;Mercimek 107&lt;br /&gt;Ceviz 77&lt;br /&gt;Ispanak 75&lt;br /&gt;Badem 45&lt;br /&gt;Tam buğday ekmek 30&lt;br /&gt;Pirinç- kabuğu ayrılmış 16&lt;br /&gt;Beyaz ekmek 15&lt;br /&gt;Peynir 13&lt;br /&gt;Yumurta 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Günde ne kadar folik asit tüketmelisiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir porsiyon kıymalı sebze yemeği, bir porsiyon mercimek yemeği, bir porsiyon bulgur pilavı, bir yumurta, bir bardak süt, bir porsiyon sebze yemeği, bir porsiyon salata, bir adet meyve, altı orta dilim ekmekten oluşan bir günlük diyette, 200 mikrogram civarında folik asit alınmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Aklınızda bulunsun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkoliklerin yüzde 60’ında folik asit yetersizliği görülür. Bu nedenle, alkol alımında folik asit ihtiyacı artar. Pişirme ile sebzelerdeki folik asit miktarında önemli kayıplar olmaktadır. En çok kayıp, bol suda pişirilen sebzenin suyunun atılması ile olur. Bu gibi pişirme yöntemlerinde kayıp oranı yüzde 90-95’e yükselir. Bu yöntemde, sebzelerdeki C vitamini de kaybolduğundan, folik asidin kullanılma oranı daha da düşer. Kısa sürede, az suda, suyunu atmadan pişirme sürecinde, folik asit kaybı azdır. Mayalandırma, besinin folik asit değerini artırır. Örneğin, yoğurtta süttekinin üç katı folik asit olduğu bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Folik asit içeriği yüksek besinlerin yararları neler?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücreleri üretimini destekler ve anemiden korunmada yardımcı olur.&lt;br /&gt;Kanınızdaki homosisteinin artmasına önlemeye yardım eder.&lt;br /&gt;Özellikle cilt hücrelerindeki hücre üretimini destekler.&lt;br /&gt;Sinir fonksiyonlarının uygun şekilde olmasına izin verir.&lt;br /&gt;Osteoporoza bağlı kemik kırılmalarının önlenmesinde yardımcıdır.&lt;br /&gt;Alzheimer hastalığıyla da ilişkili olan bunamanın önlenmesinde yardımcıdır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/tavsiye/webmail.asp"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://saglik.milliyet.com.tr/print.asp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;Milliyet Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-405235627891746439?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/405235627891746439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=405235627891746439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/405235627891746439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/405235627891746439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/11/yeterli-folik-asit-alyor-musunuz.html' title='Yeterli folik asit alıyor musunuz?'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-5041921569484491980</id><published>2007-10-30T02:28:00.000-07:00</published><updated>2007-10-30T02:31:26.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Süper kadın olmaya özenmeyin.</title><content type='html'>Süper kadınların hastalığı olarak adlandırılan ‘fibromiyalji’de hastalar, yaygın kas ağrıları, çarpıntı, migren, ellerde uyuşma, barsak spazmları, gaz şikayetlerinden yakınıyor. Hastalar doktora ‘Her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum’ diyerek başvuruyor...&lt;br /&gt;International Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayda Uluhan, “Bu hastalık daha çok süper kadınların hastalığı. Kesin bir tedavisi yok, hastaya hayata bakışını değiştirmesi, aşırı stresten uzak durmasını öneriyoruz” diyerek şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;Fibromiyaljiye kas romatizması denilse de, ne iltihaplı bir hastalık, ne de romatizmal bir rahatsızlık. Birçok belirtisi var. Hastalığın tam olarak neden olduğu bilinmemekle birlikte, uyku bozukluğu olan kişilerde daha çok görülüyor. Normalde uykunun dört evresi var. Uykunun dördüncü evresine geçemeyen kişilerde vücut gerginliğinin ertesi güne sarkması nedeniyle bu hastalık oluşabiliyor...Vücudun sırt, göğüs, kol içleri, dirsekler, kalçalar gibi bölgelerindeki gerginlik noktalarındaki hassasiyet ve ağrı bölgeleriyle kendini gösteriyor. Hastalar doktora her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum, hiç uyumamış gibiyim derler. En ağır romatizmada bile hasta her yerim ağrıyor demez, ama bu hastalar her yerlerinin ağrıdığını ifade ederler...&lt;br /&gt;Doktor, doktor dolaştırıyor.&lt;br /&gt; Fibromiyalji hastaları esas olarak kas ağrılarıyla doktora gidiyorlar. Ama iç organ kasları, spastik kolon, sinirsel kolit, baş ağrısı, çarpıntı, ellerde uyuşma, çene kitlemesi ve diş gıcırdatma gibi rahatsızlıklarla dişhekimine de başvurabiliyorlar. Yani birçok bölümü dolaşıyorlar ama teşhis konulduğunda tüm bu yakınmalar bitiyor. Hastalığın tedavisi yoktur demenin daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Hastalara hayat tarzınızı, kafa yapınızı değiştirmeniz, zihninizi ve ruhunuzu rahatlatmanız lazım diyoruz. Aynı zamanda yaşam koşullarının da değiştirilmesi gerekiyor. Spora, kaplıcaya gitmek rahatlatıyor. Endişeyi de tedavi ediyoruz. Erkeklerde olunca daha zor, çünkü erkekler kabullenmiyor ya da kabullenmekte zorlanıyor. Kadınlar ise daha kolay kabulleniyor. Hastaların gergin kişilik yapılarıyla, süper kadın dediğimiz işini, evini her şeyini planlayıp yapmaya çalışan bir kadın grubu var. Amerika’da 4-5 milyon kişi fibromiyalji hastalığından yakınıyor...&lt;br /&gt;Fizik tedavi faydalı.&lt;br /&gt; Hastalığın tedavisinde birçok branştan destek alınıyor. Ancak fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi büyük yarar sağlıyor. Hastalığı zamana yayarak tedavi etmeye çalışmak gerekiyor. Hastalarda dönem dönem şikayetler artıyor. Çocuğu sünnet oluyor, evleniyor ya da bir evden başka bir eve taşınıyor, bunlar süper kadınlarda telaşa, endişeye, hastalık belirtilerinin artmasına neden oluyor. Bu özel stres durumlarında hastalara ilaç tedavisi veriyoruz. Tiroid ve romatizmal hastalıkların fibromiyaljinin dışında tutulması lazım. Bunun için de kan tahlillerinin ve muayenenin iyi yapılması çok önemli. Fizik tedavi romatolog ve dahiliye uzmanı bu hastalığın teşhisini koyabiliyor. Ama testleri de yapmak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/"&gt;Hürriyet Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-5041921569484491980?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/5041921569484491980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=5041921569484491980' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/5041921569484491980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/5041921569484491980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/sper-kadn-olmaya-zenmeyin.html' title='Süper kadın olmaya özenmeyin.'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-549803613171819438</id><published>2007-10-22T22:20:00.000-07:00</published><updated>2007-10-22T22:29:06.994-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Çikolata Yeme Demek Daha Zararlı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/Rx2GlkAaI_I/AAAAAAAAADs/jMFWK5ztbEk/s1600-h/22104cikolata.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5124399930896163826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/Rx2GlkAaI_I/AAAAAAAAADs/jMFWK5ztbEk/s200/22104cikolata.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/"&gt;Milliyet Gazetesinde &lt;/a&gt;Okuduğum habere göre; psikologlar, kadınların zayıflamak için çikolata yeme arzularını bastırmalarının daha fazla çikolata yemelerine yol açtığını açıklamış.Haberin devamında şunlar var:&lt;br /&gt;İngiliz bilim adamları, rejim yaparken çikolata yeme arzularını bastırmaları gerektiği söylenen kadınların, kendilerine çikolata teklif edildiğinde normalde yedikleri miktardan yüzde 50 daha fazla çikolata tükettiklerini ortaya koydu. Hertfordshire Üniversitesi öğretim üyesi James Erskine, "Bu konuyla baş etmenin yolu, çikolatayı tamamen yasaklamak değil, onlara alternatif tüketim şekilleri sunmaktır" dedi. Erskine, sigarayı bırakmaya çalışan kadınların da benzer bir eğilim içinde olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;Bu araştırmayı yapandan Allah Razı olsun. Artık biz kadınların çikolata yeme özgürlüğümüzü rahat bıraksınlar. Haksızmıyım ? -:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-549803613171819438?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/549803613171819438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=549803613171819438' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/549803613171819438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/549803613171819438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/ikolata-yeme-demek-daha-zararl.html' title='Çikolata Yeme Demek Daha Zararlı'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/Rx2GlkAaI_I/AAAAAAAAADs/jMFWK5ztbEk/s72-c/22104cikolata.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-2821261134095756569</id><published>2007-10-17T23:19:00.000-07:00</published><updated>2007-10-17T23:24:53.714-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MAKYAJ'/><title type='text'>Yüz Şeklinize Göre Makyaj Teknikleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Uzun Yüz için Makyaj Teknikleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun yüz şeklinde uzunluk genişliğin bir buçuk katından fazladır ve amaç uzunluğu azaltmaktır.&lt;br /&gt;Tam çene altından yukarı doğru ve çene çizgisi etrafında kalın çizgiler yapın. Alnın kenarlarından şakaklara doğru gölge yapın. Dış kısmına daha koyu olmak üzere yanak kemiğine allık sürün. Allığı kulağa yakın bölgeye kadar uzatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yuvarlak Yüz için Makyaj Teknikleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yuvarlak yüzde genişlik uzunluğun üçte ikisinden fazladır ve amaç hatları keskinleştirmek ve inceltmektir. Yanak kemiklerinin altında, yanakları içeri çekerek çukurlar yaratın. Allığı önce kulaklardan burna doğru, bu çukur üzerinde sürün. Sonra yukarıya alına doğru uygulayın. Yüz ortasını açık renk bir pudra ile aydınlatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oval Yüz için Makyaj Teknikleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Oval yüz şeklinde uzunluk genişliğin bir buçuk katı kadardır. Bu yüz biçimi şekillendirme gerektirmez. Allığı doğrudan elmacık kemiği üzerine uygulayın. Şakaklara doğru yönünü yukarı çevirin.Yüzünüzün daha ince görünmesi için, şakaklarınıza, elmacık kemiklerinize ve çene altınıza büyük bir allık fırçası yardımıyla bronz allık sürün. Daha açık renk pudrayla alnınızı, burnunuzu ve çene ucunuzu vurgulayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-2821261134095756569?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/2821261134095756569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=2821261134095756569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/2821261134095756569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/2821261134095756569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/yz-eklinize-gre-makyaj-teknikleri.html' title='Yüz Şeklinize Göre Makyaj Teknikleri'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-5335802107972242285</id><published>2007-10-09T11:16:00.000-07:00</published><updated>2007-10-09T11:19:51.308-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLİŞKİLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EVLİLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AŞK'/><title type='text'>Sevgilinizin Gözü Dışardaysa...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, erkek aldatmak için her durumda kendine 'geçerli, gerekli ve makul' bir sebep buluyor. İşte erkeğin ihanetinin en belirgin on nedeni...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;1- Belki de size olan sevgisi bitmiştir.&lt;/strong&gt; Uzun ilişkilerde eşlerine olan duygularını yitiren erkekler, ayrılmak yerine, başka bir kadınla ilişkiye girmeyi tercih eder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Onunla yeterince ilgilenmiyorsanız&lt;/strong&gt; .Kadınlar uzun süreli ilişkilerde eşlerine yeteri kadar ilgi göstermemeye başlar. Bu da zamanla erkeği kadından soğutur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3- Eğer onu bir kez bile affettiyseniz. &lt;/strong&gt;Çoğu kadın, eşi kendisini aldattığında bunu affeder. Bu da erkeğin yeniden ihanet etmesine cesaret kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4- Sürekli dırdır edip duruyorsanız&lt;/strong&gt; .Onu hiç dinlemeyip sürekli kendi fikirlerinizi empoze etmeye çalışıyorsanız, partnerinizin aklına başkasının gelme ihtimali her zaman yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Sık sık aldatma fırsatı buluyorsa.&lt;/strong&gt; Hiçbir erkek sekse kolay kolay 'hayır' diyemez. Erkeğin ihanet için fırsatı varsa, bunu değerlendirmekten hiç çekinmez.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6- Başka kadınlar çok ilgi gösteriyorsa.&lt;/strong&gt; Bir erkeğin başka kadınlar tarafından arzulandığını hissetmesi, egosunu okşar. Bu durumda aldatma kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7- Sizi kandıracağına inancı tamamsa.&lt;/strong&gt; Erkeklerin çoğu, 'Gözlerin görmediğini, kalp de hissetmez' sözüyle hareket eder ve eşini kandırabileceğine çok inanır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8- İhanetin tadını bir kere bile aldıysa.&lt;/strong&gt; İhanet, başka bir kadınla 'yasak ilişki' erkeklerin adrenalinini yükseltir. Bu heyecan, ihanetin de en büyük nedenidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9- Eğer siz de ona ihanet ettiyseniz.&lt;/strong&gt; Erkek, eğer partneri tarafından ihanete uğrarsa kendisi de aynı yolu seçer ve partnerinden ihanet ederek intikam alır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10- Cinsel hayatınız monotonlaşmışsa.&lt;/strong&gt; Evlilik, zaman içinde giderek seks hayatını de monotonlaştırır. Bu da en büyük ihanet nedenlerinden biri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-5335802107972242285?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/5335802107972242285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=5335802107972242285' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/5335802107972242285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/5335802107972242285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/sevgilinizin-gz-dardaysa.html' title='Sevgilinizin Gözü Dışardaysa...'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-7864423978065942664</id><published>2007-10-05T00:51:00.000-07:00</published><updated>2007-10-05T00:58:55.530-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLİŞKİLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AŞK'/><title type='text'>Aşkınızın Ölümsüz Olmasını İstermisiniz ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXuYkAaI3I/AAAAAAAAACs/O5K-E3NFXX4/s1600-h/images1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117758657326097266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXuYkAaI3I/AAAAAAAAACs/O5K-E3NFXX4/s200/images1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çok mutlu bir beraberliğiniz var ve onu sonsuza dek yaşatmak istiyorsanız bazı yanlışlardan uzak durmalısınız. Bu alışkanlıklarınızı değiştirmeli ve ölümsüz aşka yelken açmalısınız. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kendinize önem gösterin.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;Dağınık olduğunuz zamanlar kadar farklı giyindiğiniz zamanlarda olsun. Dantel gecelikle olduğunuz kadar eşofmanlarla da seksi olmayı ve kalmayı bilin.&lt;br /&gt;Annecilik oynamayınErkeğe gereğinden fazla ilgi göstermeyin. Annesi gibi davranmayın.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yaptığınız her şeyi birlikte yapmaya çalışın.&lt;/strong&gt; Sorumluluk alması gerektiğinde sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Zaten sorumlu bir erkek sizi bunca yükün altında bırakmaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kıskançlık kıskacına düşmeyin.&lt;/strong&gt;Kıskançlık hissi onun sevgisini hak etmediğinize dair derin bir korkunun dışavurumudur. Başka bir kadına ilgi gösteriyorsa bağırıp çağırmayın (çok aleni) ya da ortalığı birbirine katmayın (çok çaresizce). Kulağına baştan çıkarıcı sözler fısıldayın, ona acımasızca kur yapın. Böylece ilgisinin size kaymasını sağlayarak kendinizden şüphe duymanıza yol açan yıkıcı hislerden kurtulacaksınız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sıkıcı sorulardan kaçının.&lt;/strong&gt;Kadınların sorduğu bazı sorular anlamsız ve feci şekilde sinir bozucudur. Erkek arkadaşınızın size bağlı kalmasını istiyorsanız "Beni ne kadar seviyorsun?", "Sence ben şişman mıyım?", "O gömleği bu pantolonla giymeyeceksin değil mi?" , "Yemeğe çıkıp sonra da sinemaya gitmek yerine video kiralayıp pizza ısmarlasak olmaz mı?" gibi sorular sormaktan kaçının. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-7864423978065942664?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/7864423978065942664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=7864423978065942664' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7864423978065942664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/7864423978065942664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/ok-mutlu-bir-beraberliiniz-var-ve-onu.html' title='Aşkınızın Ölümsüz Olmasını İstermisiniz ?'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXuYkAaI3I/AAAAAAAAACs/O5K-E3NFXX4/s72-c/images1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-2605648223667529275</id><published>2007-10-05T00:15:00.000-07:00</published><updated>2007-10-05T00:21:04.914-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUTFAK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FAYDALI BİLGİLER'/><title type='text'>Sağlıklı Pişirme Teknikleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXlu0AaI2I/AAAAAAAAACk/pn4QSbIW8Cw/s1600-h/4193991.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117749143973536610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXlu0AaI2I/AAAAAAAAACk/pn4QSbIW8Cw/s200/4193991.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Lezzetten ödün vermeden sağlıklı yemekler pişirmek zor değil. Neyi, nasıl pişireceğinizi bilerek geleneksel mutfağımızdaki yöntemlerden yararlanabilirsiniz...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşçı olmaya lüzum yokSağlıklı ve lezzetli yemekler pişirmek için mutlaka gurme veya aşçı olmanıza ya da pahalı pişirme aletleri kullanmanıza ihtiyacınız yok.&lt;br /&gt;Yemeklerinizi hazırlarken temel pişirme yöntemlerini kullanarak sağlıklı yemekler pişirebilirsiniz. Öncelikli hedefiniz yemeklerinizi lezzetlendirmek için aşırı miktarda yağ ve tuz eklemeyi sınırlamak; bunun yerine domates, çeşitli sebzeler ve baharatlara daha fazla yer vermek olmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Fırında pişirme:&lt;/strong&gt; Deniz ürünlerini, tavuk, hindi, yağsız et, sebzeleri ve meyveleri fırında pişirebilirsiniz. Fırındaki kuru havayla yiyecekleri az yağla pişirmeniz mümkün. Üstünü kapayabilir veya biraz kızarmasını istiyorsanız üzerini açık bırakarak pişirebilirsiniz. Fırınlamanın olumlu yanı, ekstra yaÇ ilave etmenize gerek kalmamasıdır. Besinleri fırında pişirirken yağın damladıktan sonra yanmasını engellemek için besin ile kap arasına tel ızgara koyabilirsiniz. Besinler içerdikleri yaÇ veya suyla pişer ve bu şekilde lezzetlerinden hiçbir şey kaybetmezler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağır ateşte pişirme:&lt;/strong&gt; Bu pişirme yönteminde önce besinler yüksek ateşte renk değiştirinceye kadar, kısa süre tutulur. Ardından çok az miktarda su ilave edilerek ağır ateşte pişirilir. Pişireceğiniz yemeğin türüne göre bu yöntemde su ilavesi yerine besleyici özellikleri bakımından zengin olan domates suyunu da kullanabilirsiniz. Özellikle sebzeli yemekleri pişirmek için uygun bir yöntemdir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Izgara ve kavurma:&lt;/strong&gt; Her iki yöntemde de besinlerin her bölümünün eşit pişmesi önemlidir. Izgara yaparken besinlerin yeterli ısıyı alıp almadığından emin olmak için pişirdiğiniz besinin her iki tarafını da 3 - 5 dakika pişirin. Açık havada ızgara yapacaksanız öncelikle kömürün gerçekten kor olduğundan emin olmalısınız. Yiyecekleri alevle kesinlikle temas ettirmeyin. Izgara yaparken büyük parçalar halinde doğradığınız sebzeleri de aralara yerleştirmek, yiyeceğinizin lezzetlenmesine ve içeriğindeki suyun muhafazasına neden olur. Kavurma işlemi ise pek tercih edilen bir pişirme yöntemi değildir. Izgara ve kavurma yöntemlerinde besinden yağ dışarı atılmış olur. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-2605648223667529275?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/2605648223667529275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=2605648223667529275' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/2605648223667529275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/2605648223667529275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/salkl-piirme-teknikleri.html' title='Sağlıklı Pişirme Teknikleri'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwXlu0AaI2I/AAAAAAAAACk/pn4QSbIW8Cw/s72-c/4193991.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4900382355802099168.post-4061716858073227608</id><published>2007-10-03T22:59:00.000-07:00</published><updated>2007-10-03T23:08:32.507-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLİŞKİLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AŞK'/><title type='text'>Aşkınıza Sahip Çıkın !</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwSDMkAaIyI/AAAAAAAAACE/j094pkI51Xg/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117359328446784290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwSDMkAaIyI/AAAAAAAAACE/j094pkI51Xg/s200/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Sevgilinizle, kız arkadaşlarınızdan daha az konuşuyor ya da evdeyken pijamadan başka bir şey giymiyorsanız onunla aşk yaşadığınızı hatırlayın!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Düşündüğünüz zaman en az ilgiyi erkek arkadaşımıza gösteriyoruz. İş arkadaşlarımızla, okul arkadaşlarımızla, patronumuzla hatta kuru temizlemecideki adamla bile zaman zaman daha ilgili sohbet ediyoruz. Böyle durumlarda izlememiz gereken yollar var. İşte size rehberlik edecek yolların listesi...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ona arkadaşlarınızdan daha özenli davranın.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arkadaşlarınızın kaprislerini zaman zaman çekiyorsunuz öyle değil mi? Ancak iş evdeki nazlanmayı çekmeye geldiğinde yazık ki daha sinirli davranıyorsunuz. ilk zamanlar onun için giyiniyor, işlerinizi ona göre ayarlıyor, belki de onu etkiyebilmek için daha çok okuyordunuz. Unutmayın ki ilişkinizin buna hala ihtiyacı var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüm dedikoduyu kız arkadaşlara harcamayın.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun ilişkilerde zamanla konuşacaklarınızın azaldığını fark etmeye başlarsınız. Sohbet edebilmek için dinlemek gerektiğini unutmayın. Onun anlattıklarını her zaman dinleyin, bu onu sevindirecek ve size yaşadıklarını anlatmak için onu cesaretlendirecektir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dışarıya çıkmak için bahaneler yaratın&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürekli televizyon karşısında pineklemeyi bırakın! Hoş sürprizli geceler organize etmesini ondan mı bekliyorsunuz, peki ne zamandır? O organizasyon konusunda belki de sizin kadar iyi değildir, ama sizin düzenlediğiniz bir geceden kesinlikle keyif alacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ona daha özenli davranın&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evinizin dekorasyonunu baştan düzenleyin. Evinizi iş yerinizi gibi yapın demiyoruz elbette ki, mutfağınızı toplantı salonuna benzetemezsiniz. Ancak ilişkinizi için keyif verici ayrıntılarla donatabilirsiniz çevrenizi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tepki vermeden önce düşünün&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çalışırken iş yerindeyken çoğunlukla yüzümüzde bir maske taşırız. Evde olduğumuzdan faklı bir davranış modeli sergileriz. Ancak evdeki kişi de işteki kişi de biziz. Dolayısıyla zaman zaman işte nasıl davrandığınızı evdeyken kendinize örnek alın. Mesela iş yerinizde karar vermeniz gerektiği zamanlarda duygusal olmaktan kaçınırsınız. Bunu nedene erkek arkadaşınıza da uygulamıyorsunuz. Söylediği şeylere tepki vermeden önce düşünün. Sizi aramayı mı unuttu, sakin davranın. Onu dinleyerek sorunlarınızı çözün.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başarı için giyinin.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evde pijamalarla do¬laşmanız elbette ki doğal. Tüm gün iş ye¬rinde topuklu ayakkabıların üstündesiniz ve eve gelince yumuşak pofuduk terlikleri hak ettiniz. Ancak kişiler giydikleri kıyafetlerle fark etmeden de olsa karşısında¬ki insana saygısını ifade eder. Bu nedenle cenaze, düğün ve bayramlara özel kıyafetlerimiz vardır. Evde tabii ki inci küpeler ve yüksek ökçelerle dolaşmanız gerekmiyor, ama eşofmanlarınıza bile özen gösterebilirsiniz. Pijama mı giyiyorsunuz, onun sevdiği renklerde bir geceliğe ne dersiniz?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ona nazik davranın.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk günlerin büyüsü zamanla ortadan kalkar. Yatağa beraber girmeye ve her sabah beraber uyanmaya başlayınca heyecan yavaş yavaş azalmaya başlayacaktır. Eğer eskisi kadar iyi iletişim kuramıyorsanız her şeyi bir kenara bırakın ve tekrar iletişi kurmaya çalışın!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bırakın küstah sizi de tanısın&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk tanıştığınızda gösterdiğiniz kendine güvenin yerini başka bir tutumun almasına izin vermeyin. Unutmayın o, ayakları üzerinde durabilen özgür kıza aşık oldu. Şov için en iyi zamanla onun yakın arkadaşıyla buluştuğunuz gündür. Güçlü kadın olun ve bırakın karşınızdakiler sizin için uğraşsın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her daim nazik ve kibar olun.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birbirinize nazik ve kibar olmak için birbirinizi fazla iyi tanıdığınızı mı düşünüyorsunuz kesinlikle yanılıyorsunuz. Denerseniz, kendiniz de sonuçlarını hemen göreceksiniz. Size su getirirse ona mutlaka teşekkür edin. Ona her zaman aynı şeyi onun için sizin de yapabileceğinizi hissettirin. "Aşk ve Gurur" romanını tekrar okuyun. Kaybettiğiniz romantizmi bulmanıza yardımcı olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4900382355802099168-4061716858073227608?l=kadininelkitabi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/feeds/4061716858073227608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4900382355802099168&amp;postID=4061716858073227608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/4061716858073227608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4900382355802099168/posts/default/4061716858073227608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadininelkitabi.blogspot.com/2007/10/aknza-sahip-kn.html' title='Aşkınıza Sahip Çıkın !'/><author><name>gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16436879347245034827</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IXjjsmfn3a0/RwSDMkAaIyI/AAAAAAAAACE/j094pkI51Xg/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
